← Blog listesine dön

MERAK VE ÇOCUK EĞİTİMİNDE DOĞRU YÖNLENDİRME

                         MERAK VE ÇOCUK EĞİTİMİNDE DOĞRU YÖNLENDİRME


İnsan, yaratılışı gereği merak eden bir varlıktır. Bilmek, öğrenmek, keşfetmek ve anlamlandırmak insan fıtratının temel özelliklerinden biridir. Ancak bu merak duygusu doğru yönlendirilmediğinde insanı faydadan çok zarara götürebilir. Bu nedenle İslam, insanın bilgi edinme sürecine dikkat çekmiş; kulak, göz ve kalp gibi insanı bilgiye ulaştıran nimetlerin sorumluluğunu hatırlatmıştır.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsrâ 17/36)
Bu ayet-i kerime, insanın sadece yaptığı davranışlardan değil; işittiklerinden, gördüklerinden ve zihninde taşıdığı niyetlerden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Kulak, göz ve kalp; bilginin insan ruhunda işlendiği temel merkezlerdir. İnsan, bu nimetleri rastgele değil; hakikat, fayda ve güzel ahlak doğrultusunda kullanmalıdır. Çünkü yanlış bilgi, yanlış düşünceyi; yanlış düşünce ise yanlış davranışları doğurur.
İnsanın aklı ilimle, kalbi ise marifet ve muhabbetle beslenmelidir. Zihin disiplin altına alınmadığında insan, faydasız ve zararlı bilgilere yönelmeye başlayabilir. Özellikle çocukluk döneminde bu durum çok daha büyük önem taşımaktadır.
Çocuk meraklıdır. Çevresindeki her şeyi tanımak ister. Günümüzde televizyon, telefon ve internet çocukların en çok ilgi duyduğu alanların başında gelmektedir. Çocuk; gördüğünü anlamaya, ulaşamadığını keşfetmeye çalışır. Bu nedenle çocukların merak duygusunu tamamen bastırmaya çalışmak doğru değildir. Çünkü bastırılan her duygu, fırsat bulduğunda kontrolsüz şekilde ortaya çıkabilmektedir.
Meraklı bir çocuğa sürekli “merak etme” demek; hareketli bir çocuğa “hiç kıpırdama” demek kadar gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır. Tıpkı akarsuya “akma”, yer çekimine maruz bir taşa “düşme” demenin anlamsız olması gibi, çocukların doğal merakını tamamen yok etmeye çalışmak da fıtrata aykırıdır.
Burada önemli olan, merakı yasaklamak değil; doğru yöne yönlendirmektir. Çünkü çocuklardaki kabiliyetler ateş gibidir. Ateşle yemek pişirmek de mümkündür, ev yakmak da… Aynı şekilde doğru yönlendirilen çocuklar topluma faydalı, ahlaklı ve bilinçli bireyler hâline gelirken; yanlış yönlendirmeler çocukları zararlı alışkanlıklara ve tehlikeli düşüncelere sürükleyebilmektedir.
Bu noktada ebeveynlerin görevi büyük önem taşımaktadır. Çocukların teknolojiyle ilişkisi tamamen yasaklanmamalı; ancak kontrollü ve bilinçli hâle getirilmelidir. Belirli süreler içerisinde, güvenli içerikler ve faydalı platformlar aracılığıyla çocukların hem öğrenme hem de eğlenme ihtiyaçları karşılanmalıdır. Çünkü tamamen engellenen istekler, zamanla çok daha büyük zararlarla geri dönebilmektedir.
Günümüzde ailelerin en büyük problemlerinden biri de çocuklara alternatif bilgi, kültür ve eğlence ortamları sunamamasıdır. Çocuk, boş bırakılan alanı mutlaka bir şeyle doldurur. Eğer aile doğru kanallar açmazsa, çocuk yanlış kaynaklara yönelmeye başlayabilir. Bu nedenle ebeveynler yalnızca yasak koyan değil; aynı zamanda rehberlik eden kişiler olmalıdır.
Çocuğun akıl ve kalp dünyasını beslemek ebeveynlerin en önemli görevlerindendir. Çocukların zihinleri ilimle, kalpleri ise güzel ahlak, merhamet, sevgi ve marifetle doldurulmalıdır. Güven duygusu gelişen bir çocuk, hem ailesine hem de kendi değer yargılarına daha sağlam bağlarla tutunacaktır.
Sonuç olarak merak, insan için hem büyük bir nimet hem de büyük bir imtihandır. Önemli olan merakı yok etmek değil; onu doğru mecralara yönlendirebilmektir. Sağlam bir aile ortamı, doğru rehberlik, kontrollü özgürlük ve güçlü manevi değerlerle yetiştirilen çocuklar; geleceğin faydalı ve şahsiyet sahibi bireyleri olacaktır.
                                                                                                                                 Abdülhadi AY
                                                                                                                       İlahiyatçı-Cocuk Gelisimci